- 12/08/2021 - 13/08/2021
- Etimesgut/Ankara
- 00:00 - 00:00
İletişim, bireyler arasında bilgi, düşünce ve duyguların paylaşılmasını sağlayan bir süreçtir ve hem anlamayı hem de ifade etmeyi içerir. Bu süreç yalnızca konuşmadan ibaret değildir; jestler, mimikler, semboller, hareketler ve yazılı ifadeler de iletişimin önemli parçalarıdır.
Amerikan Konuşma ve İşitme Derneği’ne (American Speech-Language-Hearing Association – ASHA) göre iletişim bozuklukları konuşma, dil, işitme ve merkezi işitsel işlemleme bozuklukları olmak üzere dört ana alanda ele alınmaktadır. ASHA dil bozukluğunu ise, sözlü, yazılı ve/veya diğer sembol sistemlerini anlama ve kullanmada ortaya çıkan güçlükler olarak ifade etmektedir (ASHA, 1993).
Dil, düşünce ve duyguları ifade etmek için kullanılan, toplum tarafından kabul edilmiş sembollerden oluşan karmaşık ve dinamik bir sistemdir. Dil sözlü olarak, yazılı sembollerle, resimler aracılığıyla veya işaret dili gibi farklı yollarla ifade edilebilir (Kaderavek, 2011). Dilin yapısı biçim (fonoloji, morfoloji, sentaks), içerik (semantik) ve kullanım (pragmatik) olmak üzere üç temel alandan oluşur (ASHA, 1993).
Konuşma ise dilin sözlü olarak üretilmesidir ve solunum, ses üretimi ve artikülasyon gibi süreçlerin koordinasyonunu içerir. Konuşma sırasında bireyler dilin sembollerini seslere dönüştürerek mesajlarını karşı tarafa iletirler (ASHA).
Dil ve iletişim becerileri, çocukların sosyal ilişkiler kurabilmesi ve öğrenme deneyimlerine erişebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır (Owens, 2024). Dünya Sağlık Örgütü de dil gelişimini yalnızca akademik başarıyla değil, aynı zamanda bireyin yaşam boyu sağlık ve sosyal katılımıyla ilişkili önemli bir gelişim alanı olarak tanımlamaktadır (Irwin, Siddiqi & Hertzman, 2007; Roberts et al., 2019).